Tencerem Var Tavam Var; “Oldu” Çünkü Azmim Var

12498822_521044274738045_1311203868_n

“Açıkçası, özel birisi olduğumu düşünmüyorum. Bende süper zeka ya da dahilik diye bir şey yok, sadece arkadaşlarımdan daha fazla azmim var.”

Vay be..

Yaptığı şeye mi, ettiği lafa mı şaşırırsın; Einstein’ın sözlerine epey yakın…

Ben hiçbir şeyi yaşla ölçmüyorum artık. Ama hani alışılagelenin dışında kaldığı için, bu konuda neden böyle düşündüğümü size İsmail’in aracılığıyla biraz daha anlatmak isterim.

İsmail Günaçar, 17 yaşında ve Cincinati Bio-Kimya Bölümü’nden mezun oldu. Ailesi o küçükken Türkiye’den ABD’ye göç etmiş. Ama ailesiyle pek ilgilenmiyorum. İyi imkanları/ailesi olup değerlendiremeyen, “kötü” imkanları/ailesi olup, onu bile değerlendirenler var çünkü. Ben yine doğrudan İsmail’le ve onun söyledikleriyle, yaptıklarıyla, bakış açısıyla ilgileniyorum. Her ne kadar kendisi ailesine, babasına müteşekkir olsa da.

dee757f7ab831165387389110ac4c902

Şimdi, olan şu; İsmail lisesinde okurken, lise sonlara üniversiteden ders alma imkanı verilen bir programı yakalayıp katılmış. Üstelik, bir şekilde, lise 1’deyken bu dersleri almaya başlamış. “12 yaşında Cincinnati Üniversitesi’ne gidip ders aldım” diyor.

Ben ABD’yle de ilgilenmiyorum aslında. Ben bu tabloda, “Dur” diyen yokken “Neden olmasın?” demiş, yürümüş, ilerlemiş bir genç görüyorum. Herhalde İsmail o dönem ABD’deki ne tek liseli genç, ne de tek Türk genciydi.

Aldığı dersleri saymadan büyük bir iştahla okumuş, okumuş, üniversiteye girince de alması gereken kalan dersler azıcıkmış artık. Onları da verip 17 yaşında mezun olmuş.

hospital
The University of Cincinnati student ID card of Ismail Gunacar. The photo was taken when Ismal was just 13 and a freshman at the school. Photo by Leigh Taylor

Bu çocuğun derdi engelleri aşmak ya da bir şeyleri bitirmek, bir yerlere girmek ya da bir şey olmak ya da belgeler elde etmek değilmiş; İsmail iştahla öğreniyor.

“Kariyeriniz nasıl şekillenecek?” diye soruyor “sistem kafası” mikrofon uzatarak, İsmail: “Bio-Kimya’yı çok seviyorum” diye lafa başlıyor.

“Tam olarak nerde uzmanlaşacağımı bilmiyorum” diyor. Umrunda da değil  şu an için bence. “Mesele” değil. Nasıl olsa yeteneği ve ilgisi, özel olarak sahip olduğu şeyler onu işin bir koluna kanalize edecek.

“Ama Amerika’da imkan bulmuş, yapmış” mı diyeceksin?

Şu videoda konuşan üniversite rektörünün ağzından İsmail’i bir dinleyelim, eksiklikleri bile fırsata çevirebilmenin nasıl mümkün olduğuna ve başarılı insanların nasıl daima anlatılandan fazlası olduğuna bir bakalım:

Elbette orda da bazı kurallar, engeller var. Amerika’da tıp fakülteleri 22 yaşından itibaren öğrenci alıyormuş.  Yine de İsmail diyor ki: “Bu arada ben de yüksek lisans yapıp bio-kimya araştırmalarıma devam edicem”. Tam bir bilim insanı kafası. Tam bir “durdurulamaz” insan:)

Dahası, onu burada yeterince derin bir bakışla tanımamış ve tanıtmamışlar henüz; o kendini web sitesinde “Young Scholar. Ambitious Researcher. Web Developer” diye tanımlamış. Yani o bir kez daha, anlatılandan daha fazlası.

hospital
Photo by Leigh Taylor

Belki bize de “bol” aslında, burda içine zor girdiğimiz “elbiseler”? Belki daha çabuk ve kolay başarabileceğimiz şeyler için bize fazla bile zaman veriliyor, çok uzağa konuyor bitiş çizgileri? İsmail belirlenmiş bitiş noktalarına bakmamış, yani gösterilen bir hedefe kitlenmek yerine, öğrenme iştahının doğal akışına bırakmış kendini. Kendi hedeflerini belirlemiş.

Yok mudur yani sende bende İsmail’deki kapasite gerçekten?:)

Aranızda bir sürü, evinde adeta üniversite bitiren bilim insanları var, biliyorum. Onlar şimdi okuyunca “Evet” dediler ve gülümsediler hemen.

Ben “Devam edin” demek istiyorum şu an onlara. Hani burda bir kardeşiniz daha var, ABD’de okumuş; bir kardeşiniz daha var, onu yazmış:)

İsmail, Aziz Sancar, Elon Musk ve Oliver Sucks’ı örnek aldığını söylemiş. Başarılı insanların neredeyse bütün özellikleri onda da görülebiliyor; kendisine kendinden ilerde örnekler belirlemiş. Bir yol, bir duruş da seçiyor örneklerle birlikte.

amerikadaki-genc-turk-ogrencinin-muthis-basarisi

Ben Türk’leri aşağı görüp de “Aaa, bakın bizden de başarılı insan çıkıyor” diye aşırı sevinen biri değilim. İsmail’i anlatma sebebim, tam tersi, Türkiye’de çok fazla “Ama yabancıların imkanları farklı, ama şu, ama bu” diye konuşulan ortama denk gelmiş olmam. Kapasitemizi küçümsüyor olmamız. Onların bazıları oldukça zor insanlar; İsmail’in de başka şansları olduğunu, bu sayede başardığını söyleyecekler.

Ama ben bizim için de mümkün bir “bakış açısına” dikkat çekmek için yazdım. Ve biliyorum ki, anlayan anladı.

İsmail’e daha yakından bakmak için web sitesi: http://ismailgunacar.me/

Sosyal medya hesaplarının adreslerini de bulabilirsin. Instagram’ında da güzel fotoğraflar var ve herkese açık şu anda. Ben de takip ediyorum. Ondan çok şey öğrenebileceğime eminim.

İsmail’in web sitesinde ana sayfada yazan sözle bitirelim:

“A ship in harbor is safe, but that is not what ships are built for.” – John A. Shedd

Bence doğru söylüyor; gerçekten azimli biri.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s