Tacımı Geri Alın

 

12431638_516189928556813_682140602_n

Güzeller güzeli bir sürü kız geçtiğimiz hafta “Evren Güzeli” seçilmek için Miss Universe 2015’te yarıştı. Olay malum: Gecenin sunucularından Steve Harvey’nin heyecandan “ufak” bi hata yapması sonucu, birincilik tacı önce Kolombiya güzeline gitti, sonra sonucun yanlış okunduğu anlaşılınca ondan geri alınıp “gerçek sahibi” Filipin güzeline takıldı.

universe-2015-host-steve-harvey.jpg
Steve Harvey

İlk tepki ne olur? Kızın suratının aldığı hal hemen objektifle avlandı. Kıza “acındı”. Üzülündü. Elimizde, bu tür olaylara hepimizin genel olarak verdiğimiz bu ilk tepkileri gösteren fotoğraflar mevcut.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Peki sonra ne oluyor? Burdan sonra, pozitif bakan, ince gören, krizi fırsata çeviren insanlar ayrılıyor ve yükselen/mutlu insanlar kategorisinde yerlerini alıyor.

Milyonlarca insanın dikkatinin toplandığı bir gecede objektifleri böyle bir olayla kendinize çevirebilmeniz BÜYÜK ŞANSTIR.

Gel şimdi bakalım. Şu an herkes o geceden kimin yüzünü hatırlıyor? Peki, Filipinli güzel çok mu güzel yoksa şöyle yan yana bakınca Kolombiya güzeli de bayaa güzel mi? Hangisinin ismi şu an daha çok biliniyor? Hangisi maddi manevi destek görüyor ve görmeye de devam edecek?

Bu, en usta PR’cıların bile yapamayacağı bir reklam olabilir. Duygusal açıdansa, özgüveni yerinde bir insan için oldukça eğlenceli bir anı olabilir.

Şu anda bu tür yarışmaları izlemeyen, ilgilenmeyen, pek de uygun bulmayan “ayrıca” milyonlarca insan daha bu kızı artık tanıyor, hatta sempati besliyor. Kazandığı pozitif enerjinin haddi hesabı yok. Bildiğin “seviliyor”. Bunu parayla alabilir misin?

Bu ikincil ve daha pozitif tepkilerden bir tanesi de ünlü aktrist Sofia Vergara’nın, attığı tiwit ve giydiği elbiseyle (Kolombiya güzelinin o gece giydiği elbise) mahsun ama güçlü güzele verdiği destek oldu.

Giydiği elbiseyle fotoğrafını yayınlayan Vergara, attığı tiwitle de Kolombiya güzelinin taçlı fotoğrafını yayınladı ve altına “La Reina de todos modos” yani “Yine de ve zaten kraliçe” gibi anlamlara gelen bir cümle  yazdı.

Bu olay yarışmayı da daha duyulur kıldığı için, hakkında daha fazla içerik yayınlandı. O yüzden sen de görmüş olabilirsin ki bu kızların hepsi çok güzel. Yani öyle tek birine birincilik tacı verilmesi falan çok sembolik zaten.

Türkiye güzeli Melisa Uzun
Türkiye Güzeli Melisa Uzun

Bununla birlikte daha evlerinde üniversite sınavlarına çalışan, iş yerinde bilgisayar ekranına gömülen, sosyal alanda zorlu şartlarla mücadele eden, çocuk büyüten ne güzeller var. Ve bizler de bu diğer güzeller de hayatta bazı olaylar neticesinde, “elinden tacı alınmış evren güzeli” pozisyonunu zaman zaman yaşıyoruz.

Bu durumları nasıl yorumlayacağımız ve değerlendireceğimiz ise bu evrende kim olduğumuzu asıl belirleyen şey.

Kolombiya güzeli eğer akıllı bir kızsa, şu anda tacı alan kızdan daha mutludur. Zaten daha büyük kazançtadır. Eğer önce bu günleri yaşayıp, sonra zamanda geri gönderilse ve yine adı okunsaydı, belki içinden yalvarabilirdi, “Lütfen tacımı geri alın” diye.

Bazı engelleri aşmak için, ilk bakışta kayıp gibi görünen şeyleri iyi analiz etmek, aslında ekstra bir şeye ihtiyacımız olmadığını bilmek yeterli olabilir. Bazen var olan taçları kafadan çıkarmak ya da bizden alınması asıl cevap olabilir. İplerin elimizde olmadığı, başımıza geliveren olaylarda, sadece biraz beklemek en faydalısı olabilir.

Sonuçta sen de ben de “La Reina de todos modos”. Amerikalı güzel gibi neşemize bakalım.

miss-universe-guzellik-yarismasinda-skandal-7986994_6162_m
3. Seçilen Amerikalı Oliva Jordan
Reklamlar

Görene Örnek: “Zuckerberg”

12312342_513469095495563_1559005430_n

Eskiler yeni dönemin getirdiği değişikliklere çemkirmeyi pek sever. Teknolojiye küfreder, çaresizce kullanırlar. İlişkilere laf eder çocuklarını evlilik programlarına yollarlar. Aslında her dönem bir yeni, bir moda, bir marjinal akım, bir gelmekte olan gelecek ve en önemlisi her türlü yaşam biçimi için pek çok seçenek vardı. Ve bugün de var.

Ben her ne kadar “Y” kuşağına ait olsam ve pek çok konuda “old fashion” seçimlere sahip olsam da yeniliği, bugünü ve geleceği reddetmenin, “gençlik” gibi “huge” bir kitlenin karşısında durmanın, en kaba ve basit tabiriyle “aptallık” olduğunun farkındayım çok şükür.

Benim de senin de bir bilgisayar oyununda seçimler yapar gibi, kendi seçimlerimizle oluşturabileceğimiz yüzlerce model yaşam biçimi var. Bunların çoğuna da kimse karışmaz.

İşte, Türkçe’ye çevirince “Dünyanın en genç, kendi emeğiyle zengin olan zengini” anlamına gelen sıfatı hak eden “Zuckerberg”, bunun yaşayan ispatı adeta.

Kim olduğunu, hikayesini biliyoruz. Ben ünlü ve zengin olduktan sonra neler yaptığıyla ilgileniyorum.

LifeEvents

“Ah kankişim yaa, yalnız çok, sevgili yok”, “Yha kimse evlenmek istemiyo artık, ooold fashion aaabii, özgür takılcaksııın” gibi adı üstünde “fashion” tarafından tamamen tüketimi artırmaya yönelik pompalamaları iplemeyen abimiz, gitti Uzak Doğulu bi ablayla evlendi ve hemen bir bebe yaptı.

MAIN-Mark-Zuckerberg-baby

Yaptı da kenara mı koydu? Haayııır. Yetmedi, sevecen, yardımcı, örnek baba ve koca pozları verdi. Öyle de bir hayatı olduğunu biz, başarılı insanları magazinel boyuta kadar takip edenler, biliyoruz.

20-books-mark-zuckerberg-thinks-everyone-should-read.jpg

Ayrıca bu Zuckerberg abimiz, kitap okumayı çok sever. Sosyal sorumluluk olarak da dünyanın en meşhur kitap kulübü olan “A Year of Books” Facebook kulübünü kurmuştur ve aktif olarak bizzat geliştirmektedir. Bir kitap önerir, geçen yıllarda çıkan o kitap o ayın best seller’ı olur.

article-1335702-0C58443C000005DC-52_468x621

Hayvanları sever, onlarla bolca vakit geçirir. Sürekli basic t-shirtler, adeta yol kenarında satılan don-mayolara benzeyen şortlar, sokak terlikleriyle gezer. Fönlü, jöleli saç yok. Kısa, doğal.

01-zuckerberg-facebook-desk

Bitmedi. Çalıştıkları ofisi bizzat halka tanıtan Zuckerberg abimizin, ne kadar basit, naif, ekonomik, dikkat dağıtıcı şeyler içermeyen ve hiyerarşik baskınlık arz etmeyen bir “holding patronluğu” yürüttüğünü görüntülerden hemen anlıyoruz.

article-2070749-0F14242800000578-147_634x475

Bu mucize çocuk, tüm hayatından zaman zaman yakalayacağın detaylarla, her bir detayla, adeta “İşte bak, ben de paraya para demiyorum ama insan gibi yaşıyorum”, yani daha doğrusu, “İhtiyaçlarımız seninle aynı ve benim de yaşam tarzımı seçme hakkım var” duruşuna sahip.

Bana göre her şey “seçenek”. İsteyen istediği gibi bir zengin olur. Zengin olma hayalin varsa ol noolur. Olunabileceğini cümle aleme ispatla. Nasıl bir zenginlik hayalin varsa da öyle yaşa. Ama işte zengin var, zengin var; görebilene bir örnek daha. Hepsini taktir ediyorum; ama bu adamı seviyorum. Çünkü kendi gibi. Çünkü elindeki gücü insanlara, hem kendilerine hem dünyaya iyi gelecek bir örnek yaşam sunmakta kullanıyor. Bu kadar basit.

Wars’ın Zor Olsun Hayat; Ben Bi’ Süre Star Wars’ım

12321629_510290622480077_8525344097460296237_n

Bazı şeyler ne kadar da “Al şu parayı ve bana onu ver!” değil mi? İşte bu onlardan biri. Üstelik X,Y,Z, bütün kuşakları ilgilendiren bir hadise.

Her şeyden önce, bir şeye hep beraber ait olmanın dünyadan koparan tadı bu. Bir şey için yüreklerin birlikte çarpmasının tadı. O yüzden Star Wars’un büyüklüğünü anlatmam istendiğinde ben genelde “bizi” anlatıyorum. Çünkü ondan bizi çıkarırsan geriye sadece bir film kalır.

Klişe avcıları hiç hoşlanmaz böyle genel sevilen şeylerden. Olsun warsın; bu kadar basit ve zararsız eğlencelere dünyanın çok ihtiyacı var. Keşke dünyada kurulan tüm örgütler elele tutuşup sinemaya gitmek gibi aktiviteler yapsa.

Güzel filmlerdir Star Wars filmleri; Luke uzun zamandır beklediği fırsat eline geçtiğinde babasını öldürmez. Babası da hemen bir ayna olur ve o da oğlu için taraf değiştirir.

Eee; Cem Yılmaz’ın “Yahşi Batı”da da dediği gibi: “Nereye baktığın değil; orada ne gördüğün önemli.”

Star Wars’un ne olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Ben, şeylere nasıl yaklaşacağımızı, onları nasıl kullanacağımızı da konuşalım istedim.

Bugüne kadar dışındaysan da bu işin, seven biriyle git derim bu filme. O gün, o hafta dünyaya yayılacak bu pozitif enerjiden sen de faydalan. Kendini güzel bir şeyin parçası gibi hissetmenin tadına bak.

Pasta olmak için yağla, unla, şekerle başa çıkmaya çalıştığın, renkli hamurlar açmaya kendini yorduğun, şekil vericem diye çırpındığın şu hayatta, 2-3 saatliğine, aslında hazır bir pastanın bir dilimi olduğunu hissetmenin tadını çıkar.

“Alt tarafı bir film, neymiş bu kadar kudreti” diyenlerden yavaşça sıyrıııl; çünküüü, çok sevilen bi’ şey asla artık sadece o şeyin kendisi değildir.

İçinde biz varız.